Boş Sandalye

Gitmek, her zaman bir vazgeçiştir. Giden insan öylece gittiğini düşünür ardında bıraktığı enkazı düşünmeden, o enkazın altında bir can bir sevda bıraktığını bilmeden gider gitmiş olan insan.

Aslında gitmek, senin aşkının altında ezilip kaldım baş edemiyorum sevdanla diyememektir. Kendi sevgisinin azlığını kabullenen insan çeker ve gider yine sevgisizliğinin azlığından da geride bırakılmış olan can pek umurunda olmaz.

Gitmek, korkaklıktır çoğu zaman. Sevmekten korkar, bağlanmaktan korkar, geleceği bir başkasıyla paylaşma düşüncesi kişinin gitmesine sebep olur. Korkusu sevdasına ağır basan insanlar korkusuz bir katil edasıyla giderler arkasına bir kere bile dönüp bakmadan.

Senin gitme sebebin ne idi inan bilmiyorum ve benim için gidiş sebebinin bir önemi yok sadece gittin ve sen de her giden gibi vurduğunun öldüğünü bile kontrol etmedin bilmiyorsun ki en zayıf yerimden vurdun kan revan içerisinde kaldı senin kendi ellerinle sarmış olduğun yaralarımın her biri.

Eğer gitmeseydin çok güzel bir evimiz olacaktı eski insanlar gibi penceremizin önüne koyacaktı iki sandalye gözlerimizin önünde gençlik anılarımız geçmişi yad edecektik. Üzülecektik belki çoğu zaman belki kırıp dökecektik birbirimizin ruhunu fakat yine de biz kalacaktık. En ağır sözlerine rağmen yanında duracaktım, en ağır hareketlerime rağmen saracaktın bedenimi. Bedenen değil ruhen sevecektik birbirimizi. Ben seni ellerin iş tutamazken sevecektim seni yüzün kırışıklar içinde kaldığında sevecektim. Hastalandığında, mutlu olduğunda ve her ne olursa yanında beni bulacaktın ama sen…

Eğer gitmeseydin evin değil bir yuvan olacaktı. Sıcaklığında huzur bulduğun sadece yaşamadığın aynı zamanda hayat bulduğun bir sığınağın olacaktı. Gün bitip de evine geldiğinde dünya telaşını bir kenara bırakabilecektin. Ev, yemek yenen uyunan bir yer olmaktan çıkacaktı senin için ev dendiği zaman yuva gelecekti hatırına.

En acısı ne biliyor musun sevgilim eğer sen gitmemiş olsaydın Vera gelecekti bu dünyaya ve tüm fenalıklara rağmen harika bir insan olacaktı. Adının naifliği ile yaşayacaktı. Nazım Hikmet şiirlerini okuyarak büyüyücekti benim gibi ve tüm yeniliklere açık olacak dünyada ne varsa keşfedecekti senin gibi. Bu dünyada en güzel yanımız olacaktı ama sen ne yaptın?

Gittin, ardında birçok hayal kırıklığı ve bir cansız beden bıraktın. Şimdi o ev bomboş pencerelerinde perdeler yok içinde çocuk kahkahası ve mutlu bir çift yok. O pencerenin önündeki sandalyeler hani gençliğimizi hatırlayıp iç geçireceğimiz ve zaman zaman barışma noktası olacak olan o sandalyeler bomboş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: